CANIM TÜRKİYEM
..... - Blogcu



KÖPEKLERİ SEVERİM AMA KÖPEKLEŞEN İNSANLARI ASLA!!!

-------------------------------------------------------------------------------

.....

28/10/2009 - NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.


  

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/7/2009 - KİTAPLARLA ARKADAŞLIK BÖYLE OLUR.

Dsci3169

Bir kaç haftadır yaptığım bir uygılamayı sizinle paylaşacağım. Sevginin ve ilginin yaptığını hiç bir şeyin yapamayacağının ispatıdır bu yazı. Lütfen hayatınızda böyle uygulamaları siz de yapmaya çalışın. Sonuç mükemmel oluyor.

Akşam eve gittiğimde balkona serinlik düşüyor. Bende çayımı demleyip kitap okuyorum. Bir gün yine işten eve gittiğimde balkonda kitabımı  okurken aşağıda çocukların seslerinden okuduğumdan bir şey anlayamadım. Hemen aklıma bu fikir geldi.
Çağırdım çocukları yanıma kitaplığın önüne getirdim'' sevdiğiniz bir kitabı alın ve kitap okuma seferberliği başlatalım'' dedim. Çok hoşlarına gitti.
İkinci gün bu uygulamaya diğer çocuklarda katıldı. Onlarla hep beraber kitap okuduk, sonra mola verip sohbet ettik.
Dsci3168
Nasıl ve ne yaparız da daha iyi bir insan olabiliriz dedim. Bu konuda aramızda çok önemli konuşmalar oldu. Öyle güzel fikirleri vardı ki çocukların, büyük insan edasıyla konuşmaya başladılar, onlar konuştukça ben mutlu oluyordum.
Ailelerinin kitap oku diye bağırdıkları zaman dahi kitap okumayan çocuklar artık sokak'ta bile kitap okumaya başlamışlardı.
3.sınıfa giden Ebru ''ben akşam kitaba sarılarak uyumuşum''dedi.
Arif ve Ömer'de 3 sınıfa gidiyor bir kaç günde neredeyse bütün seri kitapları bitirdiler.
Grubumuzun en küçüğü 8 yaşındaki Mustafa'da tam bir kitap kurdu oldu.
Melike,Can,Mustafa,Emre,Fatih,Muhammet,Etem,Reyhan:  hepsi artık kitap okumaya başladılar.
Tabi bazıları kaytardı devamlı gelmediler ama onlarında içene kitap sevgisi düştü.
Ben çocuklara ''size bu uygulamanın sonunda bir sürprizim olacak ''dedim.
Bunu söylerken  elimde Erdal Demirkıran'ın kitabinı okuyordum. Yoksa bizi Erdal Demirkıran ile mi tanıştıracaksın dediler. Ben de o an tamam söz sizi onunla tanıştıracağım dedim.
(Daha ben tanışmadım bile)  Sözümü tutacağım ve onları tanıştıracağım.
Akşam eve giderken beni gören çocuklar ellerinde kitapları olduğu halde boynuma sarılıyor ve beni öpüyorlar ben de onları, beraberce bize gidiyoruz ve kitap okumaya başlıyoruz.
Onlara bir şey yaptırmak için bağırmak gerekmiyormuş demek ki.. 
Çocuklar ''' annem kitap oku diye bize kızdığı halde okumuyorduk; ama şimdi kitap okumayı çok seviyoruz ''diyorlar: hepsinin de gözleri parlıyor.
Onlardan söz de aldım ''bana teşekkür edecekseniz, sene sonunda karnenizi bana gösterin başarılarla dolu olduğunu görmek beni mutlu edecek'' dedim. Tamam dediler.
Onlar artık yerlere tükürmüyorlar, küfür'de etmiyorlar, kimseyi rahatsız etmemeleri gerektiğini biliyorlar. Kul hakkının sadece para alış-verişi ile olmadığını da  öğrendiler.
Peki ben ne yaptım da onlar kısa zamanda bu kadar değiştiler?.
Onlara birey gibi davrandım.Onlara  söz hakkı verdim.Yani kısaca onları önemsedim.
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2009 - YERİM SENİ ÖSS...KAYBEDECEK KADAR APTAL DEĞİLİM...


  Zaman geldi çattı bir ÖSS ile yine karşı karşıyayız.
Geçen sene büyük kızım için heyecan yaşamıştık. Çok şükür onu üniversite'ye yerleştirdik.
Bu sene sıra diğer kızımda, inşallah hayırlısıyla onuda yerleştiririzde artık bu sıkıntılardan kurtulurum.Kaş çatmış
       Yavrularımızın neler çektiğini hepimiz biliyoruz. Sabah'tan akşama kadar okul, sonra dersane.  Bazen içim sızlıyor onlara neredeyse nefes bile alamıyorlar. Fakat bu sıkıntılara katlanmak zorundalar; daha iyi bir gelecek için.
(Ayrıca şu dersane işi benim bir hayli canımı sıkıyor. Başka hangi ülkede var ki dersaneler?. Dersaneler neden gerekli?.  Neden peki; okulda aynı eğitim verilmiyor mu?  Neredeyse bir servet harcadım dersanelere.  Çocuklarımızın daha bir üniversite hayatı için malesef şimdilik gerekli; yani mecburuz. Bu sistem inşallah bir gün değişir de  dersane belasından insanlar kurtulur. 
     Pazartesi günü inşallah Ankara'da olacağız. ÖSS ye daha rahat ve stressiz girsin diye
Elif'im de Adil Maviş hoca'nın seminerine girecek ve 4 saatlik bir eğitim  görecek.
   Geçen sene yine sınav öncesi
Adil Maviş hoca'nın eğitim seminerine gitmiştik. Özlem'im heyecanı taaa karnında hissediyordu seminerden sonra oldukça fazla rahatlamıştı ve stresden uzak bir şekilde Öss'ye girmişti. 
 Bu 4 saat'te sıkı bir rahatlama sağlanıyor.   
   Zaten okul  hayatları boyunca aldıkları eğitim onları sınava hazırlıyor bilgilerinde belki de eksik yok ama malesef çocuklar heyecanlarına yeniliyor.
   Ben derim ki çocukları sınava girecek olanları şartlarınızı zorlayıp sizde bu eğitimlerden yararlanın emin olun faydasını göreceksiniz.
Gençlerimiz sorulara değil ama heyecanına yeniliyor.  Sınav zamanı yaklaşırken aşırı sinirli oluyorlar, sıkıntıları kiminin karnına, kiminin kalbine vuruyor, mideleri bulanıyor, başları ağrıyor aileler bu durumu çok iyi gözlemlemelidir. Onları bazen de anlayamıyoruz. 
 Bu durumda olan gençlere   mutlaka uzmanından bir yardım aldırılmalıdır.
Biz ebevyenler bazen  onlara heyecanlanma deriz, ÖSS'yi de diğer sınavlar gibi gör deriz, hayatın sonu değil ya derizGözler.
   Ama bizim heyecanlanma dediğimiz bir  sınavın onların önlerinde bir uçurum olduğunu gençlerimiz görüyor ve malesef ki sadece heyecanında bu uçurumdan çıkamayan binlerce,milyonlarca genç olduğunu da görüyorlar.
   Bizim yapmamız gereken bu uçurumlardan ve önlerine çıkacak her türlü engebelerden  onları çekip çıkartmak.
2005 yılında tanıştığım
Alişan hoca'nın sayesinde hayatımdaki olumsuzlukların çoğundan kurtuldum.  Her başım sıkıştığında başvuracağım sıkı bir de dostluğum oldu kendisiyle.
    Alişan kapaklıkaya'nın her cumartesi
Başkent tv de saat 19 da programı var siz siz olun bu programları kaçırmayın.  İsimlerin üzerlerine link koydum kolayca bilgilere ulaşın diye.
    Allah yavrularımızın önünden bütün engelleri kaldırsın hayırlısıyla üniversite'ye başlamalarını nasip etsin. Amin....
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2009 - CANIM İSTANBUL


Canım Istanbul Mavİ GÜl

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul`da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

Necip Fazıl Kısakürek

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2009 - DAVETSİZ MİSAFİR.

Kismm

Geçen hafta havalar sıcak diye balkon kapısını açtım işe geldim. Kızım benden önce eve gitmiş evde bir ses, önce korkmuş ne olduğunu anlayamamış.
Evde sandalyenin bacağına konmuş minicik bir kuş sessizce tünemiş  korkmuş belli. Akşam baktık sevmeye çalıştık o kadar ürkekki acıdık hayvana sesi bile çıkmıyor. Cinsini bilmiyoruz biz muhabbet kuşu sandık meğer kanarya cinsiymiş.
Ben evde hayvan istemediğim için kızım gönderirim diye düşünmüş dedim kalsın bari eve sığınmış atacak değiliz ya kızımın sevinci gerçekten görülmeye değer di, boynuma sarıldı defalarca beni öptü{#emotions_dlg.cheesy}.
Tabi evde kafes yok hayvana bir koliden yuva yaptık akşamları kolide kalıyor gündüz özgürlüğün tadını çıkarıyor.
Bende zaten pasaklı bir çocuk varken diğeri de ona eşlik etti benim evin her yeri kuş yemleri özellikle büfenin üstü kuş pisliği oldu. Kanaryam güzel kuşum ama nedense büfenin üzerine tünüyor uçup gelip pisliğini örtülerin üzerine bırakıyor.
Şimdi bir kafesi oldu fakat hayvan eve alıştı iyice de şımardı artık kafes de durmak istemiyor.
Kızımla karşılıklı sohbet ediyor kapının zilini taklit ediyor evin neşesi oldu ah bir de evi bu kadar pisletmese.
Minicik daha uçmayı bile doğru dürüst beceremeyen kuş benim eve gelmiş gönderemedimde.
Adını da kısmetim koydum o kadar şımardı ki kısmetim sabah işe gelirken biraz onunla oynadık. Eğer ilgilenmezsek daha hiç susumuyor. O kadar da güzel ötüyor kiDil

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hayat nasılsa bu blog'da öyle

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

sensizken
sebilay yamen
lilyum52
metekan
delimavi32
finduk52
masuro
ahsencabir
nurunorguleri
bensem
goldsea
hamiyetakan
canab
boztepe52
kalbin sesi
nursenince

CANIM TÜRKİYEM